TÜRKİYE HİPODROM SİTESİ


 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kerem Alkan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TJK
Admin


Mesaj Sayısı : 247
Kayıt tarihi : 03/06/08

MesajKonu: Kerem Alkan   Perş. Eyl. 18, 2008 7:30 pm

Kerem Alkan


Dubai hayalim Kaneko ile gerçek oldu



Kerem Alkan. Dededen atçı, babadan yarışçı. 1970 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Kerem Aklan, kırk günlük iken babasının onu atın üzerine koymasıyla ilk kez at ile tanışmış.


Kerem Alkan 7 yaşında at binmeye başlamış. Sipahi Ocağı Binicilik Kulübü’nde lisanslı sporcu olmuş. Almanya, Hollanda ve İngiltere’de binicilik eğitimi almış. Katıldığı İstanbul ve Türkiye Şampiyonalarında bir çok kez birinci gelmiş ve kupalar kazanmış. Milli takıma seçilerek müsabakalara katılmış. Ülkemizi başarı ile temsil etmiş. İşletme mezunu olan Kerem Aklan bir yandan şirket işleri diğer yandan atları ile ilgilenmektedir. Kardeşleri Hakan ve Tolga ağabeylerinin yolundan devam etmektedirler. 8 yıl Sipahi Ocağı Binicilik Kulübü’nde binicilik şubesinden sorumlu yönetim kurulu üyeliği yapan Aklan, aynı zamanda da konkur yarışmalarında pist şefi hakemliği de yapmıştır.

At yarışı ile ne zaman ilgilenmeye başladınız?

Seksenli yıllardan itibaren ilgilenmekteyim. Babam Celalettin Aklan 1959 yılında Ardahan’da yedek subaylığı yaparken atlarla tanışmış ve o günden bu güne sürekli atlarla iç içe olmuş. Ata binmeye başlayan babam bir çok müsabakalarda birincilikler elde etmiş. 1972 yılından bu yana da yarış atı koşmaya başlayarak konkuru bırakmış. Binicilik Milli Takımı’nda tek seçicilik görevini üstlenmiş. 1976 yılında Riva’da çiftlik kurarak yetiştiricik yapmaya başlamış. Alkan, “ Dedem de süvari subayı imiş. Atçılık bize rahmetli dedemden miras kalmıştır” diyor.

Atçılık ile ilgili ilk bilgileri kimden aldınız?

İlk öğretmenim babam olmuştur. Daha sonraki yıllarda milli takıma seçildim. Binicilik Milli Takım’da bir çok müsabakalara katıldık ve başarılı sonuçlar elde ettik. Keremhan isimli yarış atımız beni at yarışlarına daha çok bağlamıştır.

Yarışlara hazırladığınız atınızı bize anlatır mısınız?

Babam beni Kaneko isimli tayımıza antrenman yapmam için görevlendirdi. Tayları yarışlara hazırlamak çok ciddi ve aynı zamanda zevkli bir o kadar da heyecan verici bir iştir. Kaneko’nun eğitimine lonj yaparak başladım. Daha sonra saha içi çalışmalar başladı. İlk yarışını hiç unutamam. Kazandığı zaman sanki dünya benim olmuştu. Bunu diğer atlarımızın yarışa hazırlanması takip etti. Kaneko ile Erkek Tay Deneme, Sait Akson koşularını kazandım. 2004 yılı Gazi Koşusu’nda ikinci olduk. Bir çok grup 2 ve grup 3 yarışları kazandım.

Kaneko isimli atınızla Dubai’de yarışlara katıldınız. Orada yaşadıklarınızı bizlere anlatır mısınız?

Sayın Ekinci’nin Grand Ekinos isimli atı Dubai’de koşuyor. Ben de televizyondan yarışı izliyorum. İçimden geçenler inşallah bana da Dubai’de yarış koşmak nasip olur ve ülkemi başarı ile temsil ederim diye düşünüyorum. Bu arzun gerçek oldu. 5 Ocak 2005 – 21 Nisan 2005 tarihleri arasında Dubai’de bulundum. Kaneko isimli tayımla grup yarışlarında ikinci olduğum zaman yaşadığım mutluluk anlatılır gibi değildi. Daha sonra bir üçüncülük elde ettik. Milli bir sporcu olarak milliyetçi duygularım içinde Dubai’de kazandığım bu olay sonucunda oradaki insanların tavrı ve bize bakış açısı çok değişti. Türk atçılığı bilinmiyor ve tanınmıyordu. Sayın Selman Taşbek’in Ribella isimli atı Dubai’de kazanınca bütün gözler bize çevrildi. Bir gazeteci gelip bizle röportaj yapmıştı. Selman Taşbek ile birlikte elimizden geldiği kadar Türkiye’deki atçılığı anlattık. Bir takım faaliyetlerde bulunduk. Kendimizi tanıtmanın tek bir yolu vardı, kazanmak. Ribella bunu gerçekleştirdi ve oradaki literatüre girmemize neden oldu. Bütün bu yaşadıklarımız bize Dubai’nin yolunu açtı. Benim için unutulmayacak bir olay da Dubai’de son gün yapılan dünya kupası yarışlarında Godolphie Mile’ne davet mektubu almamdı. Dubai’den geldikten sonra Kaneko ile bir yarış kazandım. Bir ay sonra nayağını ahırın kapısına vurarak sakatlandı. 1 yıl sahalardan uzak kaldık. Bu sene Temmuz ayında yeniden koşmaya başladık.

Apranti Okulu Hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Okul açılmadan evvel apranti ve jokeyler antrenörlerin yanında yetişiyormuş. Şimdilerde ise düzgün ve düzeyli bir seviyede eğitim alarak yeni biniciler yetişmeye başladı. Bu da apranti okulunun önemini ortaya koyuyor. Atlı spor kulübünde at binen yaşı ve kilosu uygun genç bir arkadaşımızı apranti okuluna yazdırdım. Şuan birinci sınıfta okuyor ve benim yanımda çalışıyor. Bütün atlarımızın galop ve sprintlerini kendisi yapıyor. Altyapısı çok sağlam. Yıldızlarda Balkan Şampiyonu olmuş ve 7 yaşından beri de at biniyor. Apranti okulunu bitiren öğrencilerden başarılı olanları yurt dışına göndermeleri de bence çok önemli bir olaydır. Yetenek ne kadar olursa olsun eğitim şarttır.


Aynı zamanda milli bir binicisiniz. Eski jokeyler ile yeni jokeyler arasındaki biniş farkı için neler söyleyebilirsiniz?

Geçiş dönemindeyiz. Gittikçe de eski jokeylerimizin yatarak at binmeye başladığını görüyoruz. Ayakta binmek arap atından gelen bir alışkanlık olsa gerek. İngiliz atında yatarak yani iterek binmeyi teşvik etmek daha uygun olur diye düşünüyorum. Biniş şeklimiz giderek yurt dışındaki biniş sitiline benziyor. Uluslar arası yarışlara katıldıkça daha başarılı olacağız.

Beğendiğiniz jokeyler kimlerdir?

Eskilerden Halis Karataş ve Selim Kaya. Yarışlarda bunu daha iyi görüyoruz. Yeni yetişen jokeylerden ise Deniz Yıldız ve Akın Sözen.

Avustralya’ya giden aprantilerimizi nasıl buluyorsunuz?

Hepsinin biniş stilleri çok güzel Bizden yetişen Avustralya’da ve İrlanda’da at çalıştıran arkadaşlarımız var. Bu da bizim yurt dışına açıldığımızı gösteriyor.Mustafa Tarhan geçen yıl Dubai’de aprantilerin katıldığı yarışmada birinci oldu. Bu bizi çok mutlu etti.

İdman jokeyleri için ne düşünüyorsunuz?

Çok büyük bir emek veriyorlar. Düzgün binen bir idman jokeyi günde 20’ye yakın at çalıştırıyor. Bu büyük bir rakam. Haftada Yedi gün koşu olunca jokeylerimiz çok yoruluyor ve sabah antrenman yapmaları çok zor oluyor. Yeni yetişen aprantilerin Urfa, Elazığ ya da Bursa gibi yerlerde at binerek tecrübe kazanmaları ve kendilerini yetiştirmeleri onlar için iyi olacaktır. Buna örnek olarak İbrahim Halil Ketme’yi gösterebiliriz.

İdman Jokeylerinin sorunları nelerdir?

Dünyada idman jokeyliği çok önemli bir meslek Bir çok sorunları var ama en önemlisi sosyal güvenceleri. İdman jokeylerinin sisteme dahil edilmesi ve bir statüye bağlanması gerekir. Antrenörlüğe geçiş yapabilmeleri için belli bir süre antrenörlerin yanında çalışarak ahır bilgilerini öğrenmeleri ve daha sonra da gireceği sınavda başarılı olmaları gerekir. Kurslar ve seminerler düzenlenerek gerekli eğitimlerle antrenör ihtiyacımızı karşılayabileceğimizi düşünüyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hipodrom.forumotion.com
 
Kerem Alkan
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» hamdi alkan
» Sizce Oktay Ve Tayfası Saffet Ve Tayfası Keremlere Saldırılarmı?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TÜRKİYE HİPODROM SİTESİ :: TÜRKİYE HİPODROM SİTESİ :: THS SOHBET-
Buraya geçin: